Tekil Mesaj gösterimi
Alt 16-07-2010, 18:59   #3
Gencosmanli
MGF Sevdalısı
 
Gencosmanli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 30.09.2009
Mesajlar: 877
Teşekkürleri: 59
427 konu/yorumuna 921 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
Gencosmanli is on a distinguished road
-

Neden yargı reformu?

Şuandaki mevcut durum şudur. 2002 den önceki son seçimlerde MHP halktan aldığı oy ile hükümeti kuracak ve başbakanlığı alacak kadar oy almış ve en fazla MV. Çıkararak da (DSP den bir MV fazla) hükümeti kurması beklenirken aldığı oylara rağmen ve Rahşan hanımın tüm hakaretlerine rağmen seçmenine ihanet ederek hükümeti kurmamış. Kuracağı hükümete küçük ortaklar olarak katılacak partiler için de onlar dinlensinler demiş ve hükümeti kurmak işini DSP ye yani Ecevit’e bırakmış ve kendisi Mesut Yılmazın ANAP'ı ile birlikte koalisyonda yer almıştır. Seçmenine yaptığı bu ihaneti burada bitmemiştir. Aslında CHP sisteminin gizli bir partisine dönüşüp üçkağıtçıların dümencileri rolü üslendiğini gösteren çok daha vahim bir olaya da öncülük ederek, Cumhurbaşkanlığı seçimi geldiğinde herkes MHP’nin bir CB. Adayı göstermesini beklemiştir. Çünkü kimi aday gösterse seçilecektir. Tek yapacağı partisine yakışan bir aday göstermesidir. Ama MHP bunu yapmamış ve partisinden adaylığını bağımsız olarak koymak isteyen milletvekilini de meclis bahçesine dövüp, adaylık başvuru süresi bitene kadar mecliste bir odaya kilitleyip başına nöbetçi koyarak aday olarak başvurmasını önlemiştir. Anlaşıldığı kadarı ile gizli mahfillerde seçilmesine onay verdiği, Zihniyet açısından MHP ye en uzak ve 1980 öncesi gırtlak gırtlağa savaştığı kesimden fanatik CHP’li Ahmet Necdet Sezer’in seçilmesini sağlamıştır.
Anayasa mahkemesinde mevcut olan halen 11 asil üye vardır. Son zamanda herkese parmağını ısırtan hukuk garabeti kararlara imza koyan bu 11 kişilik mahkemenin.
Karar vermesi şöyledir. Beşe karşı yedi üye ile karar alabilmektedir. Bu üyelerden 8 tanesini Sezer atamıştır. Yani Tüm kararlar sadece bir tek kişinin atadığı sekiz kişi tarafından verilmektedir ve bu durum halen devam etmektedir. Bilindiği gibi Sezer nerede ise atadığı rektörlerin yarısını gayrimüslim ve gayri Türklerden ataması ile bilinen bir kişidir. Bir rektör sadece iki oy almış diğer altı yedi yüz oy alanlar yerine sadece kendi oyu ile bir oy daha alan kişiyi de hiç çekinmeden rektör atayabilmiştir ve ülkemizdeki egemen güçlerden ses çıkmamıştır. Çünkü onlar zaten bunun için onu getirmişlerdir. Milli irade ile sürekli savaş halinde olan Sezerin atadığı bu yargıçlar 367 garabetine imza atmakla kalmamış, devlet hizmet vermekte vatandaşları arasında ayırım yapmaz mealindeki 411 oy ile geçen anayasa değişikliğini de yetkisi olmadığı halde esastan görüşüp iptal etmiştir. Yani bu iptal ile mahkeme devlet elbette vatandaşları arasında ayırım yapar Müslümanlara hizmet vermez ve azınlıkları da kayırır demiş olmaktadır. Bu yapıyı değiştirmek her Türk vatandaşının istiklal savaşıdır ve bu durumu değiştirmeye oy vermem demek bana göre ya konuyu anlamamış olmak yada azınlıklar diktası adil mahkemelerden ve Türk milletinin kendi kendisini idare etmesinden daha iyidir anlamına gelmektedir. Ben durumu sürdürmek isteyenlerin çoğunun ne yaptıklarının farkında olmadığı kanaatindeyim.
Yani Bir Türkün bu yapıyı değiştirecek bir tasarıya karşı çıkması sadece ve sadece konuyu anlamadığı yada yanıltıldığı için mümkün olabilir. Bilerek asla ABD’nin bizim çocuklar dediği kişilerce ABD ile ortak kurulmuş mevcut yapının korunmasına destek vereceklerini hayal bile edemiyorum.
HSYK.
Bu kurum beş asil üye, Adalet bakanı ile bakanlık müsteşarından oluşan 7 kişilik bir kurul olup bilindiği gibi dilediği savcıyı yargılamadan işten atmak ve ona bu ülkeyi zindan edecek kadar ağır cezaları gerekçe göstermeden uygulayabilen, Dilediği hakimi dilediği göreve atamak yada görevden almak gibi sınırsız yetkileri olan bir üyelerinin tümü belli kesimden seçilen bir yapıya sahiptir. Asıl işi hukuk mekanizmasını hukuk içinde yönetmektir. Ama onların asla hukuk öncelikleri olmadığı verdikleri kararlar ile bilinmektedir. Mevcut durumda anayasa değişmedikçe de bu yapıyı değiştirmek mümkün değildir. Bu kurul karar için 3 karşı 4 ile karar alır. Bu beş üyeden üçü Yargıtay ikisi Danıştay tarafından seçilir.
Yargıtay ve Danıştay’ın üyeleri ise HSYK tarafından seçilir ve on bini aşkın hakim ve savcıların bu seçimde hiçbir söz hakkı yoktur. Yani Yargıtay ve Danıştay üyelerini sadece bu beş kişi seçmiş olur. Bunlardan biri eksilince de kendi seçtikleri Yargıtay ve Danıştay üyeleri de kendi aralarından yeni bir kişi seçerek buraya gönderir. Yani bu düzen tam anlamı ile sen beni seç bende seni şeklinde sürüp giden değiştirilemeyen, sen, ben, bizim oğlan, düzenidir ve burada ne hukukun ne milletin adalet beklentilerinin nede ne de on bini aşkın hukukçunun görüşlerinin esamisi bile okunmaz. Tamamen mevcut Sabataist Masonik yapının ve CHP’nin ortak koalisyonunun bir şubesi gibi çalışır..
Bu yapı sürdüğü müddetçe işini doğru dürüst ve kayırılmışları kayırmadan yapan hâkim ve savcılar, oradan oraya sürülmekten bazen de işten atılmaktan kurtulamayacaklardır. Bu milletimize duygu inanç ve kültür açısından uzak millete tepeden bakan yapı, İsrail ve ABD ye akraba olarak da yakın kişilerin ihtilal yolu ile gasp ettikleri milli hakları iade edilmesine fırsat vermeyen bir yapıdır. Zaten ihtilalciler tarafından hem kendilerini hem de ihtilala destek veren ülkelerin çıkarlarını korumak amaçlı olarak böyle kurulmuştur. Bu yapının sürmesi zaten ülkede çoktan kaybolmaya başlamış olan adalet duygusunu temelli ortadan kaldırmak amaçlı bir yapıdır. Bu yapının sürdürülmesi devletin içinin çeteler ile dolmasının da sebebi olduğu gibi dış talimat geldiğinde de zaten yargı tarafından çürütülmüş adalet ve korunmuş azınlık çeteleri yüzünden ülkemiz yabancıların ağzına uygun lokmalara bölünüp paylaşılacaktır. Bu ön görümde gayet ciddiyim. Ve bu yapıyı kıramazsak Türkiye için Türklerindir demek aslında milletimiz ile alay etmek olacaktır.
Bu yapıyı müstevlilerin geri çekilirken bileri onları dediği şekle dönüştürüp köleleştirsinler diye geride artçı birlikler olarak bıraktıkları CHP’nin ne yaptığını bilmeyen seçmenleri değil ama çekirdek yapısının savunması gayet doğaldır. Ama Milliyetçi bir parti rolü oynayan MHP’nin göründüğü gibi olsa idi kesinlikle bu yapıyı savunmaması canı kanı bahasına bu yapıyı kaldırmaya ve istiklalimizi geri almaya çalışması gerekirdi. Bilindiği gibi namuslu kadının namusundan söz etmek aklına bile gelmezken gizli dostu tutan kadın sık sık namusundan söz etmek ihtiyacı hisseder. Yüksek sesle namustan söz eder. Bu yüzden sürekli milliyetçilik gösterileri ve hasımlarını vatanı satmakla suçlayan kişilerin yönetici olduğu yerlerde çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü sürekli başkalarını vatanı satmakla suçlayanların namuslu kadınlara iftira ile kendini sütten çıkmış ak kaşık gösterme çabasındaki gizli dostu olan mahalle karılarına uyan bir davranış olduğunu da hatırdan çıkarmadan söze değil konuya eğilerek daha dikkatli bakmak lazımdır diye düşünüyorum. Aksi halde ülkemiz şimdiye kadar olduğu gibi şimdiden sonrada en Türkçü geçinenlerin, aslında kripto Yahudi vatandaşlar ile masonlar ve diğer azınlıklar olduğunu ve bu yolla Türkleri maraba haline dönüştürüp bizi kendi yurdumuzda parya olarak kullandıklarını anlayıp tedbir alamadan bu dünyadan geçer gider. Çocuklarımıza da bu örtülü post modern köleliği miras bırakıp beddualarını alırız diye düşünüyorum.
Anayasa değişiklik paketi milletin kendi egemenliğine sahip çıkıp Yargıyı azınlık boyunduruğundan kurtarıp adalet dağıtan asli görevine iade etme girişimidir. Bu şansı yitirirsek uyanmak ve kurtuluş mahşere kalabilir.

A.D.Şimşek

Üyenin İmzası "HAY'DAN GELDİK,HÛ'YA GİDERİZ..."
http://www.benimblog.com/hakyolislam/

Gencosmanli isimli üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu konu/mesaj için Gencosmanli kullanıcısına teşekkür edenler:
Gazi (16-08-2010)